Almanya, Nikaragua'nın UAD'de açtığı "Gazze soykırımına destek" davasında yargı yetkisine itiraz etti

Almanya, Gazze'deki soykırıma siyasi, mali ve askeri destek verdiği iddiasıyla Nikaragua tarafından açılan davada, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) yargı yetkisine itiraz etti.

TRT Haber logosu

Kaynak

TRT Haber

4 dk 41
Almanya, Nikaragua'nın UAD'de açtığı "Gazze soykırımına destek" davasında yargı yetkisine itiraz etti
Almanya, Nikaragua'nın UAD'de açtığı "Gazze soykırımına destek" davasında yargı yetkisine itiraz etti

Nikaragua tarafından, Almanya'nın Gazze'deki soykırıma destek verdiği iddiasıyla UAD'de açılan davanın duruşması, Lahey'deki Barış Sarayı'nda başladı.

Duruşmaların ilk turunda söz alan Almanya heyeti, ön itirazlarını Divan hakimlerine sundu.

Almanya, davada karara varılabilmesi için öncelikle İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin hukuka uygunluğuna hükmedilmesi gerektiğini, ancak üçüncü taraf konumundaki İsrail'in davaya taraf olmadığını ve buna rıza göstermediğini belirterek, davanın esasa girilmeden hukuken ilerletilemeyeceğini savundu.

Almanya adına ilk sözü alan Almanya Dışişleri Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü ve Hukuk Danışmanı Julia Monar, ülkesinin İsrail'e silah satışına ilişkin çok sayıda talep ve suç duyurusu aldığını söyledi.

Monar, bu başvuruların bir kısmının incelemeye alındığını, bir kısmının ise soruşturma açılmasına gerek görülmeyerek reddedildiğini belirtti. Reddin gerekçesine ilişkin olarak da Monar, Alman makamlarının ve adli mercilerin, şikayette bulunan ve talepte bulunanlara söz konusu kararlar hakkında ayrıntılı bilgilendirme yaptığını savundu.

Almanya'nın İsrail'e desteğinin uluslararası insancıl hukuka uyum taahhütlerinden ayrılamaz nitelikte olduğunu ileri süren Monar, "İsrail Devleti'nin varlığına ve güvenliğine yönelik sarsılmaz desteğimiz, Almanya'nın kalıcı tarihi sorumluluğundan doğan Alman-İsrail ilişkilerinin özünü oluşturuyor." dedi.

Bu desteğin uluslararası hukuka aykırılık anlamına gelmediğini savunan Monar, ülkesinin UNRWA'ya (Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı) sağladığı mali desteği de Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını desteklediğinin bir kanıtı olduğunu kaydetti.

Monar ayrıca Almanya'nın, Gazze'de kullanılabilecek silahlara ilişkin ihracat lisanslarının onayını 8 Ağustos-23 Kasım 2025 tarihlerinde askıya aldığını belirtti. Silah ihracat lisanslarının işleme alınmasının ancak 2025'in sonlarına doğru yeniden başladığını kaydeden Monar, bu kararın doğrudan Ekim 2025'te varılan ateşkes anlaşmasıyla bağlantılı olduğunu savundu.

Almanya'nın 24 Kasım 2025'te ihracat kısıtlamalarını kaldırmasının ardından Alman savunma sanayisi üreticilerine bu yılın ocak-haziran döneminde İsrail'e toplam 800 milyon avro değerinde askeri malzeme tedariki için lisans verildiği ortaya çıktı. Alman Der Spiegel dergisinin haberine göre bu bilgi, Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığının, muhalif Sol Parti'nin (Die Linke) hükümete sunduğu soru önergesine verdiği yazılı yanıtta yer aldı.

İkinci konuşmacı olarak söz alan Oxford Üniversitesi Uluslararası Kamu Hukuku Profesörü Antonios Tzanakopoulos, Nikaragua ile Almanya arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını öne sürdü.

Tzanakopoulos, Nikaragua'nın davayı açtığı tarihte Almanya'nın, davanın UAD önüne taşınmasını gerektirecek bir uyuşmazlıktan haberdar edilmediğini ifade etti.

Davanın, Divan önüne getirilebilmesi için gerekli olan uyuşmazlığın varlığı ve bunun taraflarca kabul edilmesi şeklindeki kabul edilebilirlik şartlarının karşılanmadığını savunan Tzanakopoulos, bu nedenle davanın esasa geçilmeden usulden reddedilmesi gerektiğini kaydetti.

Üçüncü konuşmacı King's College London'dan Uluslararası Hukuk Profesörü Christian J. Tams ise iki ülke arasında bir uyuşmazlık bulunduğu ve davanın kabul edilebilirlik kriterlerini karşıladığı varsayılsa bile, Nikaragua'nın Almanya'ya yönelttiği iddiaların bir kısmının UAD'nin yargı yetkisi dışında kaldığını ileri sürdü.

Tams, özellikle uluslararası insancıl hukuk ihlalleri, Cenevre Sözleşmeleri ihlalleri ve hukukun genel ilkelerinin ihlaline ilişkin iddiaların Divan tarafından karara bağlanamayacağını, bu konularda Divanın yargı yetkisi bulunmadığını savundu.

Almanya heyeti adına son sözü alan Samuel Wordsworth ise iki ülke arasındaki uyuşmazlığın kaynağının, İsrail'in Gazze'deki saldırılarının ve eylemlerinin hukuka uygunluğu meselesi olduğunu söyledi.

Üçüncü taraf konumundaki İsrail davaya taraf olmadan ve rızası bulunmadan davanın ilerletilemeyeceğini savunan Wordsworth, "Nikaragua'nın iddiasının merkezinde, İsrail'in Almanya'dan askeri yardım alma hakkına yönelik itirazı yer alıyor." dedi.

Almanya'nın İsrail'in Gazze'deki eylemlerine ilişkin bir pozisyon almadığını, sadece Nikaragua'nın öne sürdüğü iddiaların Divan tarafından karara bağlanabilmesi için önce İsrail'in davranışının hukuka uygunluğuna hükmedilmesi gerektiğini vurguladığını belirten Wordsworth, bu nedenle İsrail'in yokluğunda davanın hukuken sürdürülemeyeceğini kaydetti.

Duruşmaların ikinci turunda Almanya, 9 Eylül'de savunmasını tamamlayacak. Nikaragua ise 8 ve 10 Eylül'de sözlü argümanlarını Divana sunacak.

Nikaragua, İsrail'e siyasi, mali ve askeri destek sağlayarak "soykırım işlemesini kolaylaştırdığı" gerekçesiyle Almanya aleyhine 1 Mart 2024'te UAD'de dava açmıştı.

Nisan 2024'te yapılan duruşmalarda Nikaragua, Almanya'nın İsrail'e en çok silah tedarik eden ikinci ülke olduğunu ve bu mühimmatın Gazze'deki soykırımda kullanıldığını bilmemesinin mümkün olmadığını savunmuştu.

Nikaragua, ayrıca Almanya'nın, bir yandan Filistinlilere yönelik yardımları keserken diğer yandan İsrail'e tank mermisi, insansız hava aracı ve savaş gemisi mühimmatı gönderdiğine işaret etmişti.

Almanya ise duruşmalarda "İsrail'in Gazze'deki soykırımını desteklediği" iddialarını reddederek, silah ihracatının uluslararası hukuk kurallarına uygun yapıldığını ve ciddi ihracat lisansı incelemesine tabi tutulduğunu savunmuştu.

UAD, davada "tedbir kararı vermeyi gerektirecek derecede aciliyetin olmadığına" hükmetti, ancak sivillerin gıda ve diğer temel ihtiyaçlardan uzun süreli ve yaygın şekilde mahrum bırakıldığına dikkati çekti.

Divanın kararında "soykırımın ve diğer savaş suçlarının işlendiği bir bölgeye silah sevkiyatı yapan devletlerin, işlenen suçlardan sorumlu tutulabilme ihtimalinin" olduğu vurgulandı.

Alman hükümeti, Gazze'de soykırım uygulamakla suçlanan İsrail'e yönelik devreye alınan kısmi silah ihracatı kısıtlamalarını kaldırmasının ardından bu ülkeye yaklaşık 800 milyon avro değerinde askeri teçhizat sevkiyatına onay verdi.

UAD'nin ihtiyati tedbir taleplerini reddetmesinin ardından dava, Nikaragua'nın esasa ilişkin iddiaları kesin hükme bağlanana kadar görülmeye devam edecek.

Bu haber otomatik olarak çevrilmiştir.