Bu belirtiler ilerlemeden diyabetik retinopatiye dikkat: "Diyabet tanısı alan her birey düzenli göz muayenesinden geçmeli"
Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Altun, diyabet tanısı konulan bireylerde göz sağlığı ve düzenli göz muayenesinin hayatı önem taşıdığının altını çizerek, "Bulanık görme, görüş alanında…
Kaynak
İHA

Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Altun, diyabet tanısı konulan bireylerde göz sağlığı ve düzenli göz muayenesinin hayatı önem taşıdığının altını çizerek, "Bulanık görme, görüş alanında karartılar, renklerin soluklaşması ve gece görme güçlüğü belirtileri ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş olabilir" uyarısında bulundu.
Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Altun, diyabete bağlı gelişen en ciddi göz komplikasyonunun diyabetik retinopati olduğunu belirterek, tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybına ve hatta körlüğe yol açabileceğini vurguladı. Diyabet tanısı alan bireylerin göz sağlığını korumak için düzenli göz kontrollerini aksatmamalarının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Altun; diyabetik göz hastalıklarının tedavisinin hastalığın tipine, evresine ve şiddetine göre değiştiğini aktardı.
"Diyabeti olan herkes, göz sağlığını korumak için düzenli göz kontrollerini aksatmamalıdır"
Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Altun, diyabetin özellikle göz sağlığını ciddi derecede etkileyebilecek bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekerek, şu ifadelere yer verdi:
"Şeker hastalığı yani diyabet, kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesiyle karakterize kronik bir hastalık. Diyabetin vücudun birçok organ sistemini etkilediği biliniyor ve gözler de bu durumdan nasibini alabilir. Diyabete bağlı en ciddi göz komplikasyonu diyabetik retinopati olup tedavi edilmezse kalıcı görme kaybına ve hatta körlüğe yol açabilir. Bu nedenle diyabeti olan hastalar, göz sağlığını korumak için düzenli göz kontrollerini aksatmamalı. Diyabetin gözleri bu seviyede etkilemesinin temel sebebi, yüksek kan şekeri seviyelerinin zamanla gözdeki küçük kan damarlarına zarar vermesinden dolayıdır. Bu damarlar zayıflar, şişer, sızıntı yapar veya tıkanır. Bu durum da retinaya yeterli oksijen ve besin ulaşmasını engeller. Vücut, hasarlı damarların yerine yeni damarlar oluşturmaya çalışır ancak bu yeni damarlar genellikle sağlıksızdır, kırılgandır ve daha kolay kanayabilir. Bu süreç görme yeteneğini ciddi şekilde etkiler."
"Diyabeti olan kişilerde katarakt gelişme riski daha yüksektir ve daha genç yaşlarda ortaya çıkma eğilimindedir"
Doç. Dr. Ahmet Altun, diyabetin gözlerde neden olduğu başlıca sorunları ise şu şekilde açıkladı:
"Diyabetik Retinopati ve Non-Proliferatif Diyabetik Retinopati (NPDR) erken evre diyabetik retinopatidir. Retina damarlarında küçük şişlikler oluşur. Bu damarlar sızıntı yaparak retinada kanama ve sıvı birikimine (makula ödemi) neden olabilir. Görme merkezi olan makula etkilendiğinde, görmede bulanıklık veya bozulma başlar. Proliferatif Diyabetik Retinopati (PDR) hastalığın ileri evresidir. Retina yüzeyinde veya gözün iç boşluğuna doğru anormal yeni kan damarları büyür. Bu damarlar kırılgandır ve kolayca kanayarak göz içine kanamalara yol açar. Ayrıca, bu damarlarla birlikte büyüyen skar dokusu, retinayı çekerek yırtıklara veya dekolmanlara neden olabilir. Bu durumlar ani ve ciddi görme kaybına yol açabilir. Diyabetik Makula Ödemi (DMÖ) diyabetik retinopatinin herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir ve özellikle NPDR’de yaygındır. Hasarlı retina damarlarından sızan sıvı ve yağlı maddelerin makulada birikmesi sonucu makulanın şişmesidir. Bu durum, merkezi görmede bulanıklık, dalgalanma veya karanlık noktalar gibi belirtilere yol açar ve görme kaybının en yaygın nedenlerinden biridir. Öte yandan diyabeti olan kişilerde katarakt gelişme riski daha yüksektir ve daha genç yaşlarda ortaya çıkma eğilimindedir. Kan şekerinin yüksek olması, mercekteki proteinlerin yapısını değiştirerek bulanıklaşmaya yol açar. Ayrıca diyabet glokom yani göz tansiyonu riskini de artırır. Özellikle "neovasküler glokom" olarak bilinen tür, diyabete bağlı anormal damar büyümesi sonucu göz içi basıncının aşırı yükselmesiyle oluşur ve körlüğe yol açabilir."
"Hastalığı önlemenin ve ilerlemesini yavaşlatmanın en önemli yolu, kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol seviyelerini hedef aralıkta tutmak"
Doç. Dr. Altun, diyabetik retinopatinin belirtileri, teşhis ve tedavi süreçlerine ilişkin, "Diyabetik retinopati genellikle ilk evrelerinde belirgin belirti vermez. Bu nedenle diyabet tanısı alan her bireyin düzenli göz muayenelerinden geçmesi hayati önem taşır. Bulanık görme, uçuşan noktalar/iplikler, görüş alanında karartılar, renklerin soluklaşması, gece görme güçlüğü belirtileri ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş olabilir. Bu noktada teşhis, detaylı bir göz muayenesi ile konur. Göz doktoru göz bebeğini genişleterek retinayı ve optik siniri inceler. Optik Koherens Tomografi (OCT), Floresein Anjiyografi (FFA) ve fundus fotoğrafları gibi ileri görüntüleme yöntemleri de hastalığın evresini ve tedavi planını belirlemek için kullanılır. Diyabetik göz hastalıklarının tedavisi, hastalığın tipine, evresine ve şiddetine göre değişir. Diyabetik göz hastalığını önlemenin ve ilerlemesini yavaşlatmanın en önemli yolu, kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol seviyelerini hedef aralıkta tutmaktır. Bu, diyabet yönetimi ile ilgili ilk ve en kritik adımdır. Bunun dışında lazer tedavisi, hasarlı veya anormal kan damarlarını yakmak veya sızıntıları durdurmak için kullanılır. Özellikle proliferatif diyabetik retinopatide ve makula ödeminde etkilidir. Anti-VEGF adı verilen göz içi enjeksiyon ilaçları, anormal damar büyümesini ve sızıntıyı durdurmak için doğrudan göz içine enjekte edilir. Diyabetik makula ödemi ve proliferatif diyabetik retinopati tedavisinde sıkça kullanılır. Bunların yanı sıra göz içine kanama olduğunda, göz içindeki jelin ve kanın temizlendiği cerrahi bir işlem olarak vitrektomi ameliyatı yapılabilir" dedi.
"Diyabetle yaşamak göz sağlığınızı riske atmaz; önemli olan hastalığın iyi yönetilmesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmamasıdır"
Diyabet tanısı konulan hastalara önemli tavsiyelerde bulunan Doç. Dr. Altun, "Önlemek en iyi tedavi yöntemidir. Diyabet tanısı alan her birey kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol seviyelerini doktor kontrolünde düzenli olarak takip etmeli ve yönetmelidir. Bununla birlikte sağlıklı beslenmeli ve düzenli egzersiz yapmalıdır. Sigara kullanıyorsa mutlaka bırakmalıdır. Yılda en az bir kez detaylı göz muayenesinden geçmelidir. Diyabetle yaşamak göz sağlığınızı riske atmaz; önemli olan hastalığın iyi yönetilmesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmamasıdır. Erken teşhis ve uygun tedavi ile diyabetik göz komplikasyonlarının önüne geçmek ve görme yeteneğini korumak mümkündür" ifadelerini kullandı.
