İletişim Başkanı Duran: Yapımlarımız 1 milyarı aşan küresel izleyici kitlesine ulaşıyor

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Ülkemizin bugün dünyanın en büyük dizi ihracatçıları arasında ilk üçte yer alması hiç de tesadüfi değil büyük emeklerle gerçekleşti. Yapımlarımız, 170'i aşkın ülkede 1 milyarı aşan küresel izleyici kitlesine ulaşıyor" dedi.

TRT Haber logosu

Kaynak

TRT Haber

4 dk 1
İletişim Başkanı Duran: Yapımlarımız 1 milyarı aşan küresel izleyici kitlesine ulaşıyor
İletişim Başkanı Duran: Yapımlarımız 1 milyarı aşan küresel izleyici kitlesine ulaşıyor

İletişim Başkanlığı tarafından Ataşehir'deki otelde düzenlenen "Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri" programında konuşan Duran, insanlık tarihinin özünde hikayelerin tarihinin olduğunu söyledi.

Duran, Sümerlerin kil tabletlerine işlenen Gılgamış Destanı'ndan bugünün ekranına uzanan yolculukta anlatının mecrası değişse de insanın kendisini ve dünyayı anlatma ihtiyacının değişmediğini belirtti.

Uluslararası sistemin bugünkü doğasına bakıldığında, anlatıların ikna gücünün, argümanlardan daha kudretli olduğunun görüleceğini dile getiren Duran, "Bir ülke hakkında edinilmiş veya inşa edilmiş kanaatlerin, çoğu zaman resmi açıklamalardan, diplomatik belgelerden veya siyasal değerlendirmelerden öte geçtiğini görürüz." diye konuştu.

Duran, geçen yüzyılda sinema ve televizyon alanında popüler kültürün adeta tek üreticisi olan Batı'nın, bugün dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan orta yaşlı bir kişinin hayatında belirli izler bıraktığına dikkati çekti.

Dizi ve filmlerle kurulan kültürel hegemonyanın sadece gündelik hayatta izler bırakmadığını söyleyen Duran, "Birinci Dünya Savaşı'ndan beri, başka bir ifadeyle kuruluşundan beri beyaz perde, propagandaya, hegemonyaya ve ideolojik rekabete eşlik etmiştir. Beyaz perdenin bir iktidar alanına dönüşerek uluslararası rekabetin, siyasal krizlerin bir parçası olduğu en yoğun dönem, hatırlayalım, Soğuk Savaş yılları olmuştur." ifadelerini kullandı.

Duran, bu dönemin en çarpıcı ve meşhur örneklerinin "Rambo" ve "Rocky" filmleri serisi olduğuna işaret ederek, "Örnekleri çoğaltmak mümkün. Buradan çıkaracağımız asıl meselemiz, hiçbir düzlemde anlatının gücünün küçümsenmemesi olmalıdır." dedi.

Batı dışı toplumlarla ilgili anlatılar söz konusu olduğunda meselenin çok daha ciddi bir hal aldığını ifade eden Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uzun yıllar boyunca Hollywood yapımlarında Orta Doğu ve zaman zaman Türkiye, tozlu sokakları, kaotik pazar yerleri, şiddet ve güvensizlikle resmedilmedi mi? Hatta bunun bugün bile ortadan kalktığını söyleyemeyiz. Bölgemizin binlerce yıllık medeniyet birikimi, şehir hayatı, doğası, yıllarca sarı filtre estetiğiyle ekrana yansıtılmaya devam ediyor. Bu apaçık indirgemeci yaklaşım, başkasının kamerasından kendisine bakmaya alışmış sinemacılarımız, senaristlerimiz eliyle de uzun zaman kendimize dönük olarak yaşatıldı. Türk sinemasında dindar tiplemeleri, yıllarca sahtekar, kırsal veya yobaz bir karakter olarak sunuldu. Maalesef bizim hikayemizi başkaları anlattığında hem dünyaya hem de kendimize bakış açımız da o kadrajın sınırlarına hapsoluyor ve biz kendimizi o pencereden değerlendirmeye başlıyoruz. Bu tehlike geçmişte olduğu gibi bugün de karşımızda durmaktadır. Türk dizilerinin dünyadaki yükselişi, bizler için hiçbir zaman 'bir hegemonya kurma meselesi' olarak algılanmadı. Biz, ülkemizin kendi hikayesini üretme, dolaşıma sokma ve farklı toplumlarla buluşturma kapasitesini ortaya koyuyoruz."

Duran, bugün bir Türk dizisi Şam'daki bir aileye, Rabat'taki bir salona, Belgrad'daki bir eve, Santiago'daki veya Johannesburg'daki bir izleyiciye ulaştığında Türkiye'nin haritada görülen uzak bir ülke olmaktan çıktığını, İstanbul'un sokakları, Boğaz, Anadolu'nun şehirleri, sofralar, aile ilişkileri, Türk müziği ve Türkçenin milyonlarca insanın gündelik hayatına girdiğini söyledi.

Türk dizilerinin dünyadaki yükselişini her anlamda gurur verici bulduğunu belirten Duran, "Ülkemizin bugün dünyanın en büyük dizi ihracatçıları arasında ilk üçte yer alması hiç de tesadüfi değil büyük emeklerle gerçekleşti. Yapımlarımız, 170'i aşkın ülkede 1 milyarı aşan küresel izleyici kitlesine ulaşıyor. 2000'li yılların başında yaklaşık 10 milyon dolar seviyesinde bulunan dizi ihracatımız, bugün 1 milyar doları aştı, sektörümüzün geldiği nokta memnuniyet verici. Yunus Emre Enstitüsü ve RTÜK ortaklığında gerçekleştirilen bir saha araştırmasında Türkçe öğrenen 5 bin yabancı katılımcının yüzde 81'i bu yolculuğa Türk dizilerini izleyerek başladığını ifade ediyor." diye konuştu.

Duran, farklı araştırmaların, dizilerin dünyanın dört bir yanında Türkçe öğrenme motivasyonu oluşturduğunu, Türk ürünlerine, turizme ve Türkiye'ye yönelik kültürel ilgiyi beslediğini ortaya koyduğunu anlattı.

Bu verilerin yalnızca bir sektörün başarısı değil Türkiye markasının dünyada nasıl algılandığının da göstergesi olduğunu dile getiren Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonunun, ülkenin kendi hikayesini aracısız biçimde dünyaya anlatmasını esas aldığını söyledi.

Duran, "Türk dizilerimizin yükselişi, yalnızca Türkiye'nin yumuşak güç başarısı değil bir yandan tek merkezli küresel anlatı düzeninden çok merkezli bir dünya hikayesine geçişin hikayesidir. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak biz de bu çerçevede Türkiye markasını güçlendirmeyi stratejik iletişim ve kamu diplomasisi çalışmalarımızın merkezinde görüyoruz. Devletimizin ilgili kurumları da sektörümüzün yanında güçlü biçimde yer almaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TRT'ye bu alandaki üretimlere oldukça geniş çaplı destek sundukları için teşekkür eden Duran, "Dijital platformlara uygun özgün içerikler üretmeye, ortak yapımlara, format ihracatına, küresel oyuncu, senarist ve yapım ağlarına ve stratejik coğrafyalardaki görünürlüğümüze daha fazla yatırım yapmak durumundayız. Nasıl ki insanlığın kaderi birkaç merkezin kararına bırakılamazsa insanlığın hikayesi de birkaç merkezin kamerasına bırakılamaz." ifadelerini kullandı.

Dünyaya ulaşan her hikayenin aynı zamanda Türkiye'yi anlattığını, her karakter, aile, ev, sokak ve diyaloğun Türkiye hakkında bir iz bıraktığını belirten Duran, şunları kaydetti:

"Bu nedenle sizlerden özellikle kendi kültürümüze, aile yapımıza ve bizi biz yapan değerlere hassasiyet göstermenizi bekliyoruz. Aileyi ve dayanışmayı esas alan, eşler arasındaki sadakati, kardeşliği, komşuluğu, dostluğu ve zor zamanlarda birbirine sahip çıkma kültürünü yaşatan hikayeleri son derece kıymetli buluyoruz. Burada kastettiğimiz, yaratıcılığı sınırlandırmak değil elbette. Tam aksine, sektörümüzden daha cesur, daha özgün hikayeler bekliyoruz. Aynı türleri ve hikayeleri sürekli tekrar etmek yerine Anadolu'nun muazzam hikaye hazinesine, tarihimize, şehirlerimize, edebiyatımıza ve insanımıza yeniden farklı şekillerde yönelmeyi teşvik ediyoruz. Zira bizim en büyük rekabet avantajımız, Gılgamış'tan Dede Korkut'a uzanan bu coğrafyada anlatacak hikayelerimizin olmasıdır."

Programa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ve akademisyenler katıldı.

Türk dizilerini anlatan kısa film gösterimiyle başlayan program, Duran'ın Ersoy'a günün anısına hediye takdim etmesiyle sona erdi.

Bu haber otomatik olarak çevrilmiştir.