Uzmanlar, Avrupa'nın İsrail'le silah ticaretini sürdürerek uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiği görüşünde

Uzmanlar, Almanya, Yunanistan ve Finlandiya gibi Avrupa ülkelerinin Gazze'de soykırım yapmakla suçlanan İsrail'e silah satışlarını sürdürerek ve yeni askeri anlaşmalara imza atarak uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiklerini belirtti.

TRT Haber logosu

Kaynak

TRT Haber

3 dk 4
Uzmanlar, Avrupa'nın İsrail'le silah ticaretini sürdürerek uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiği görüşünde
Uzmanlar, Avrupa'nın İsrail'le silah ticaretini sürdürerek uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiği görüşünde

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sürerken ve İsrailli yetkililer Filistinlilerin Gazze'den zorla çıkarılmasına yönelik planın halen gündemde olduğunu ifade ederken bazı Avrupa ülkelerinin İsrail'le yeni askeri anlaşmalar imzalaması tepkiyle karşılanıyor.

Oslo Üniversitesi Norveç İnsan Hakları Merkezinden Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Profesörü Gentian Zyberi ve İngiltere'nin Bristol kentindeki Batı İngiltere Üniversitesinden Uluslararası Ceza Hukuku Profesörü Gerhard Kemp, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Filistinlilerin Gazze'den sürgün planının hala gündemde olduğunu söylediği dönemde Almanya, Yunanistan ve Finlandiya gibi ülkelerin Tel Aviv'le askeri anlaşmalar yapması ve ilişkilerini sürdürmesiyle ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Zyberi, Katz'ın açıklamasının Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesi uyarınca uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini, 147. maddenin ağır ihlali olduğunu, ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) kurucu anlaşması Roma Statüsü'nün 8. maddesi kapsamında da savaş suçu olarak tanımlandığına dikkati çekerek, UCM Savcılığının bu açıklamaları incelemesi, Filistinlilerin sürgün edilmesini destekleyen İsrailli yetkililere yönelik suç duyurusunda bulunması gerektiğini söyledi.

Almanya'nın taraf olduğu Silah Ticareti Anlaşması'nın 6. maddesi uyarınca üçüncü ülkeye silah transferi yaparken bunların "kitlesel vahşet suçları işlemek amacıyla kullanılmamasını sağlama" sorumluluğunun bulunduğunu vurgulayan Zyberi, "Gazze'de savaş suçlarının neredeyse bir yıldır süren ateşkese rağmen devam ettiğine dair kamuya yansıyan bilgiler göz önüne alındığında Almanya, bu tür silah transferlerini durdurmayı veya ertelemeyi değerlendirmelidir." uyarısında bulundu.

Nikaragua'nın Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İsrail'in Gazze'de soykırım işlediği ve Almanya'nın buna siyasi, mali ve askeri destek verdiği iddiasıyla Almanya aleyhine dava açtığını hatırlatan Zyberi, Berlin'in, Tel Aviv'e silah transferlerini sürdürmesinin Almanya'nın UAD nezdinde sorumlu tutulmasıyla sonuçlanabileceğini dile getirdi.

Zyberi, sözlerini şöyle tamamladı:

"İsrail'in Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle Güney Afrika tarafından UAD'ye götürüldüğü ve başbakanının UCM tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla itham edildiği bir dönemde Gazze'de Filistinlileri öldürerek, yaralayarak ve aç bırakarak, ayrıca Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te etnik temizlik yaparak uluslararası hukuku her gün ihlal eden bir ülkenin hükümetiyle herhangi bir hükümetin askeri işbirliğinden ve anlaşmalardan kaçınması yerinde olacaktır."

Kemp de Güney Afrika'nın İsrail'e karşı UAD'de açtığı soykırım davasında Tel Aviv'in Divanın geçici tedbir kararlarına uymadığını, bunun sonucu olarak Gazze'de koşulların ağır olmaya devam ettiğini ve ateşkese rağmen çok sayıda Filistinlinin İsrail'in saldırılarında hayatını kaybettiğini söyledi.

Filistinlilerin Gazze'den göçünün "gönüllü gibi gösterilmeye çalışılsa" da bölgedeki dayanılmaz yaşam koşulları nedeniyle öyle olmayacağına dikkati çeken Kemp, "Üst düzey İsrailli siyasetçilerin, Filistinlilerin Gazze'yi terk etmeleri konusunda 'teşvik edilmeleri' gerektiğine dair açıklamaları, (Birleşmiş Milletler Bağımsız Komisyonunun iki raporuyla da teyit edildiği üzere) süregelen soykırım bağlamında değerlendirilmelidir." ifadesini kullandı.

Kemp, Filistinlilere dayanılmaz koşulların dayatılması ve Gazze'den zorla uzaklaştırma çabalarının savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım niyetini gösteren etnik temizlik eylemi olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

İsrail'e silah göndermeyi sürdüren ülkelerin uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal etme riskiyle karşı karşıya bulunduklarının altını çizen Kemp, "Bu tablo karşısında devletlerin İsrail'e silah sağlamaya devam etmesini son derece sorumsuz bir davranış olarak görüyorum." değerlendirmesini yaptı.

Kemp, UAD'nin İsrail'e yönelik kararlarının uygulanması için uluslararası toplumun desteğine güvendiğini, benzeri kararları alabilecek mercinin BM Güvenlik Konseyi olduğunu ancak ABD'nin bu tür kararları veto edeceğini belirterek "Yine de devletler, münferit olarak (Almanya ve Yunanistan gibi) İsrail ile olan ikili ilişkilerinde uluslararası hukuka bağlı kalmalıdır." dedi.

İsrail ordusu, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarına devam ediyor.

Son resmi verilere göre, ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında 1344 Filistinli yaşamını yitirdi, 4 bin 464 kişi yaralandı.

İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 73 bin 651 kişi hayatını kaybetti, 174 bin 575 kişi yaralandı.

Alman hükümetinin Gazze'de soykırım uygulamakla suçlanan İsrail'e yönelik devreye alınan kısmi silah ihracatı kısıtlamalarını kaldırmasının ardından bu ülkeye yaklaşık 800 milyon avro değerinde askeri teçhizat sevkiyatına onay verdiği ortaya çıkmıştı.

Finlandiya'nın İsrail ile savunma işbirliği anlaşmasını, Gazze'de soykırımın devam ettiği 2024'te kamuoyuna duyurmadan imzaladığı ve 2034'e kadar uzattığı da gün yüzüne çıkmıştı.

İsrail Savunma Bakanlığı ile Yunanistan Savunma Bakanlığı arasında Tel Aviv'de yaklaşık 3 milyar avro değerindeki "Aşil Kalkanı" hava savunma anlaşması imzalanmıştı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Christian Wigand, İsrailli yetkililerin Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin ifadelerine dair AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nin Batı Şeria ve Filistinlilerle birlikte tek ve bütün bir yapı olarak "gelecekteki Filistin Devletinin" parçası olması gerektiğinin altını çizerek "Gazze Şeridi'nde demografik veya toprak bakımından herhangi bir değişiklik yapılmasına yönelik tüm girişimleri reddediyoruz." ifadesini kullanmıştı.

Bu haber otomatik olarak çevrilmiştir.