’’Uzun süreli reflü ve yutma güçlüğüne dikkat edilmeli’’

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bektaş, uzun süreli reflüden özofagus kanserine kadar uzanan süreçte dikkat edilmesi gereken belirtileri anlatarak, "İlerleyici yutma güçlüğü önemli bir alarm bulgusudur.

İHA logosu

Kaynak

İHA

2 dk 6
’’Uzun süreli reflü ve yutma güçlüğüne dikkat edilmeli’’
’’Uzun süreli reflü ve yutma güçlüğüne dikkat edilmeli’’

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bektaş, uzun süreli reflüden özofagus kanserine kadar uzanan süreçte dikkat edilmesi gereken belirtileri anlatarak, "İlerleyici yutma güçlüğü önemli bir alarm bulgusudur. Erken değerlendirme, erken tanı için önemlidir" dedi.

Yutma güçlüğü çoğu zaman geçici bir şikâyet gibi değerlendirilse de özellikle giderek artması ve tekrarlaması, özofagus hastalıklarının önemli bir işareti olabilir. Yutma güçlüğünün her zaman ciddiye alınması gerektiğini belirten Liv Hospital Vadi İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Bektaş, özellikle giderek artan ve tekrarlayan şikâyetlerin basit bir yakınma olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Hasan Bektaş, "Yutma güçlüğü her zaman ciddiye alınmalıdır. Özellikle giderek artıyorsa ve tekrarlıyorsa basit bir şikâyet olarak görülmemelidir. Özofagusta darlık, reflüye bağlı hasar, hareket bozuklukları ve bazı durumlarda özofagus kanseri gibi hastalıkların belirtisi olabilir" dedi.

Özellikle katı gıdaların takılması, yutarken ağrı, açıklanamayan kilo kaybı, göğüs ağrısı, kusma veya kanama eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bektaş, "Unutmayın: İlerleyici yutma güçlüğü önemli bir alarm bulgusudur. Erken değerlendirme, erken tanı için önemlidir" ifadelerini kullandı.

’’Uzun süreli reflüyü yalnızca mide yanması olarak görmeyin’’

Yıllarca devam eden reflünün, mide asidinin özofagusa tekrarlayan teması sonucu kronik iltihaplanmaya ve hücresel değişikliklere yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Bektaş, bazı hastalarda bu sürecin Barrett özofagusu adı verilen özel bir değişime dönüşebileceğine dikkat çekti.

"Barrett özofagusu kanser değildir, ancak özofagus adenokanseri gelişme riskini artıran önemli bir öncü durumdur. Bu nedenle uzun süredir reflüsü olan, özellikle yutma güçlüğü, kilo kaybı veya tedaviye rağmen devam eden yakınmaları bulunan kişilerde endoskopik değerlendirme önemlidir."

Prof. Dr. Bektaş, "Reflüyü yalnızca mide yanması olarak görmemek, gerekli hastalarda düzenli takip yapmak gerekir" dedi.

’’Erken dönemde belirti vermeyebilir’’

Özofagus kanserinin erken dönemde hiç belirti vermeyebileceğini veya belirtilerin çok hafif olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bektaş, hastaların başlangıçta lokmaların zor geçtiğini, yemek yerken takılma hissini ya da göğüs arkasındaki rahatsızlığı çoğu zaman reflü, gastrit veya yaşlanmaya bağlayabildiğini söyledi.

Özellikle giderek artan yutma güçlüğü, istemsiz kilo kaybı, yutarken ağrı, geçmeyen göğüs arkası rahatsızlık ve ses kısıklığının mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Bektaş, "Erken tanı, tedavi başarısını belirgin şekilde artırır. Bu nedenle ilerleyici yutma güçlüğü asla ihmal edilmemelidir" şeklinde konuştu.

Uygun hastalarda cerrahi önemli bir tedavi seçeneği

Özofagus kanserinde uygulanacak tedavinin hastalığın evresine göre belirlendiğini ifade eden Prof. Dr. Bektaş, "Erken evre özofagus kanserinde (T1a) endoskopik tedavi yapılabilir. Biraz daha ileri evrede cerrahi tedavi, hastalığın uzak organlara, lenf bezlerine yayılmamış ve ameliyatla tamamen çıkarılabilecek (T1b-T2) hastalarda tedavinin en önemli seçeneklerinden biridir. Hastalığın daha da ileri evresine göre ameliyat öncesinde kemoterapi veya kemoradyoterapi uygulanması gerekebilir" dedi.

Günümüzde minimal invaziv torakoskopik / laparoskopik ve robotik cerrahinin, daha küçük kesilerle ve yüksek hassasiyetle ameliyat yapılmasına olanak sağladığını belirten Prof. Dr. Bektaş, uygun hastalarda daha az kan kaybı, daha az ameliyat sonrası ağrı ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Bektaş, "Amaç yalnızca tümörü çıkarmak değil, onkolojik prensiplerden ödün vermeden hastanın iyileşme sürecini de kolaylaştırmaktır" dedi.

Bu haber otomatik olarak çevrilmiştir.